Deniz canlılarının yaşadıkları ortam, onlara beslenebilmeleri için çok geniş imkanlar sunar. Ancak çoğu zaman kendileri de diğer balıklara av olma tehlikesi içindedir. Bu nedenle savunma mekanizmaları denizde yaşayan canlılar için hayati önem taşır. Bu canlıların kullandıkları savunma ve avlanma teknikleri gerçekten şaşırtıcıdır. Bir bilince ve zekaya sahip olmamalarına karşın, son derece iyi planlanmış davranışlar sergilerler. Kimi kendini başka bir canlıya benzeterek, kimi zehirli dikenler kullanarak kendini düşmanlarından korur. Kimi ise bulunduğu ortama renk ve desen olarak şaşılacak bir benzerlik göstererek avlanır.

Kamuflaj, deniz canlılarının kendilerini savunmak için kullandıkları en ilgi çekici taktiklerden biridir. Kamuflaj sayesinde balıklar, düşmanlarına karşı kendilerini adeta görünmez hale getirirler. Bu canlıların bedenleri, yaşadıkları ortamla şaşırtıcı derecede uyumludur. Öyle ki, ilk bakıldığında bir bitki mi bir hayvan mı olduklarını anlamak çok zordur.

Bu yöntemle korunan canlılardan biri, akrep balığıdır. Mercanların arasında hareketsiz durup gizlenen bir akrep balığı çevresinden ayırdedilemez. Balık, bu özelliği sayesinde büyük balıklara av olmaktan kurtulur. Aynı özellik, farkedilmeden kolayca avlanmasını da sağlar.

Akrep balıkları arasında belki de en ilginç olan bu tür ise, hareket ederken yüzmek yerine yüzgeçlerini kanca gibi kullanır. Deniz zemininde, çevreden gelecek herhangi bir tehlikeye karşı, her an korunabilecek şekilde ilerler. Akrep balığı, tehlike anında ise kamuflaj amacıyla hemen kendini kuma gömer. Üzerini de kumlarla kaplayan balık bir anda farkedilemez hale gelir. Dışarıdan bakan bir gözün hareketsiz duran bir akrep balığını bulabilmesi neredeyse imkansızdır.

Denizaltında kamuflajla kendini gizleyen başka bir canlı da yengeçtir. Yengeç bir tehlike anında kumun içine girerek kendini tamamen gizler ve tehlike geçinceye kadar orada kalır. Bu sırada çevresini rahatlıkla görebilmek amacıyla bu iş için özel yaratılmış gözlerini dışarıda tutmayı ihmal etmez.

Kamuflaj yapan başka bir deniz canlısı flounder balığıdır. Bu balık, deniz yüzeyinde hareket ederken çok ilginç bir şey olur. Balık, üzerinden geçtigi deniz tabanının rengini algılar ve hemen derisinin rengini ve desenini ona uygun olarak değiştirir. Kumluk ya da kayalık bir bölgede bulunduğunda açık gri olan rengini, yosunlu bir ortama girdiğinde yeşil desenlere dönüştürebilir. Balığın dinlenme yeri ise kumluktur ve desenleri yine şaşırtıcı bir şekilde anında zemine uyum gösterir.

Mürekkep balıkları da, ”kamuflaj ustaları” olarak bilinirler. Bu canlılar derilerinin dokusunu ve rengini çok çeşitli biçimlerde ve çok kısa süre içinde değiştirme yeteneğine sahiptir.

Bu canlılarda görülen isabetli renk değişimleri, bilinçli bir savunma mekanizmasının açık göstergesidir. Oysa bir balık, üzerinden geçtiği zemine saniyeler içinde uyum sağlayacak zekaya ve şuura sahip olamaz.

Buna sahip olduğunu farz etsek bile, bunu gerçekleştirebilmesi için gereken fizyolojik mekanizmaların neler olduğunu nasıl bilebilir?

Bu mekanizmaları vücuduna nasıl yerleştirebilir ve nasıl çalışır hale getirebilir?

Düşünme, ayırt etme, plan yapma gibi yetenekleri olmayan bir balığın bu tür özelliklere kendi kendine sahip olması elbette mümkün değildir.

Renk değiştirme özelliğini sağlayan karmaşık sistemlerin, bu canlılarda tesadüfen ortaya çıkmış olamayacağı da açık bir gerçektir.

Böyle bir sistemin tasarlanması, nesilden nesile aktarılması, bunun için gereken bilgilerin canlının genlerine kodlanması, elbette üstün bir yaratılışın delilidir.

Bu üstün yaratılışın sahibi ise, tüm bu canlıları yoktan var eden ve kendilerini savunabilecekleri sistemleri onlara veren Yüce Allah’tır.

Reklamlar